17 Ekim 2014 maxpayne3

Max Payne 3 İnceleme

Rockstar Games, en sevdiğim firmalardan bir tanesi, her zaman oyuncuların tam da istedikleri oyunları çıkarıyorlar. Yine öyle yaptılar ve Max Payne 3 ile karşımızdalar. Max Payne serisi, bu güne kadar hep aksiyon dolu bir oyun oldu. İlk oyundaki Bullet Time özelliği ile oyuncuları kendine çekmişti. Max Payne, Brezilya’da geçen aksiyon dolu bir hikayeyi anlatıyor. Max’in patronunun kızı bir partide Brezilya’lı bir suç çetesi tarafından kaçırılıyor. Max’de onun peşinden kurtarmak için Brezilya’ya gidiyor.

maxpayne3

Oynanış olarak önceki seriden değişen bir çok özellik var. Max, 3. oyunda adeta bir savaş makinesi olmuş durumda, oynanış olarak da size o vuruş hissini derinliklerine kadar hissettiriyor. ve bulunduğu siperden dışarı farklı şekillerde ateş edebiliyor. İsterseniz direk ateş tuşuna basarak rastgele ateş edebiliyorsunuz. Bu şekilde size gelen kurşunlara hedef olma ihtimaliniz de düşüyor. Bunun yerine hedef alma tuşuyla daha isabetli ateş edebilirsiniz. Ancak bu yöntemle de daha yavaş hareket edeceğiniz için vurulmanız daha olası. Shift tuşuyla aktif ettiğiniz “bullet time” özelliğiyle, düşmanlarınızdan daha hızlı hedef almanız mümkün. Böylece hızlıca onları yenebiliyorsunuz. Space tuşuyla sağa, sola, geriye ve ileri de zıplayarak “bullet time”ı aktif hale getirebiliyor ve daha aksiyonlu sahneler yaratarak kurşunlardan kaçabiliyorsunuz. Bütün bunların dışında bazı sahnelerde (örneğin Max’ın vinç koluna asılarak aşağı atladığı) “bullet time” kendiliğinden açılıyor ve sinematik bir eğlence yaşamış oluyorsunuz. Önceki oyunda olduğu gibi, mekandaki son tehlikeli adamı vurduğunuzda bir “kill cam” devreye giriyor ve adama gelen kurşunları tek tek görebiliyoruz. Yine etrafta bulunan ağrı kesiciler (painkiller) gücünüzü doldururken, mekanlara saklanmış altın silah parçaları (golden guns) ve çeşitli ipuçları da hikayeye destek olan parçaları oluşturuyor. Tabi etraftaki TV’lerdeki programları da izlemeyi ihmal etmeyin.

Artık New York’un o soğuk, hissiz ve bomboş sokakları yok. Tam tersine bulunduğumuz mekanlar oldukça hareketli ve cıvıl cıvıl. Tabi bunda Sao Paulo’nun havasının da verdiği bir hareketlilik de yok değil. İlerleyen bölümlerde hikayede geri dönüşler yaşayacağınızı ve Max’ın Brezilya’ya neden geldiğini göreceksiniz. Bu bölümlerde Max’ı tanıdık bir şekilde New York’ta göreceğinizi de söyleyelim. Oyunda hikayeyi Max’ın kendisi anlatıyor. Neler olduğunu Max’ın bakış açısından dinliyoruz. Tam bir vurdumduymaz Amerikan aksiyon filmi kahramanı olmuş. Hatta son bölümlerde atleti kana bulanmış Zor Ölüm Bruce Willis’i halini bile alıyor. Ancak bu durum bile bir an olsun eğlencenizi ve Max’ın kötünün kötüsü halini almış hikayesini basitleştirmiyor. Görünen o ki Rockstar, hikayeye olduğu kadar hikaye anlatımına da önem vermiş. Sahneler adeta bir çizgi romanda olduğu gibi (Son dönemde çekilen ilk Hulk filminden hatırlayacağınız gibi) şeritlerle sunuluyor ve farklı açılardan görüntüler görüyorsunuz. Ara sahnelerde kullanılan animasyonlar ve kaplamalar o kadar zengin ki, bir mekanda duvarda bulunan posterden, kapının kırılan köşesi bile detaylı şekilde hazırlanmış.

Ses ve müzik konusuna da oldukça iyi bir iş çıkarmış Rockstar. Seslendirme, bir Rockstar oyunundan beklendiği gibi mükemmel. Max’ın sesi oturmuş ve tecrübeli bir detektif sesi nasıl olmalıysa öyle geliyor. Tabi bazı zamanlarda aksiyonun dozuna bağlı olarak küfürleşmeler ve laf sokmalar da diyaloglara katılmış. Portekizce konuşan Brezilya halkının konuşması, alt yazılarda bile değiştirilmemiş. Bu da en az Max kadar, yerli halka yabancılaşmamızı sağlıyor ve atmosfere büyük bir katkıda bulunuyor.

Max Payne 3 İnceleme” için 3 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitenin sunucu alt yapısı Netiyi tarafından karşılanmaktadır. Kaçak bahis - Betkem